5 Temmuz 2010 Pazartesi

"Aynı yatakta üç kişi"

Çocukla aynı yatakta yatma meselesi başından beri hep biraz şüpheyle yaklaştığım , şöyle tastamam içime sindiremediğim bir konu oldu. Ne kadar doğru, kaç yaşa kadar doğru, çocuk seni bırakana kadar beklemek gerçekten çocuk için en doğru yaklaşım mı? Attachment Parenting mevzuunda belki de aklıma takılan tek nokta bu ..Okudukça da acaba biz mi çok mesafeliyiz çocuğa, acaba ihtiyacı var mı gerçekten sarılıp uyumaya diye içimde bir şüphe kaldı hep.
Şu sıpayı bu gece koynuma alsam dediğim, ah evde olsam öğle uykularını birlikte uyurduk diye hayıflandığım da çok oldu. Öte yandan arada sırada sırf benim isteğimle yaptığımız birlikte yatma denemelerinde Arda' nın çok da mutlu olmadığını gözlemledim.
O da her çocuk gibi öpülmeyi, sevilmeyi, atılıp tutulmayı, mıncıklanmayı seviyor. Ama onun istediği ölçülerde. Başından beri hiç yapış yapış olmadı, hep biz öpmek ve sevmek için hamlede bulunduk. Daha çok yenidir ki gelip sarılsın, kendini öptürsün..Hep mesafeli, hep beni fazla kurcalamayın diyen bir çocuk oldu. Ben de çok üstelemedim, düşünmedim de, çünkü ben de biraz soğuk nevaleyimdir. Sevmem öyle vıcık vıcık olmayı, fazladan öpüşüp koklaşmak bana göre değildir pek. Çocukluğum hakkında anlatılanlar da Arda' nın bu tavrına bir örnek oluşturduğundan sen nasıl istersen tospa dedik, üstelemedik.
Kendi yatağında daha huzurluysa, canı istediğinde onu öpecek sevecek birileri de halihazırda hep mevcutsa sorun yok dedik.
Bu uzun girizgaha neden olan olay ise son üç gecedir, iki kişilik bir yatağı üç kişi paylaşmaya çalışmamız.
Kötü bir öksürük tutturdu Arda. Öğle uykuları da gece uykuları da bölünüyor bu yüzden. Öksürdüğünde kucağa alıp dikmek, geçince yerine yatırmak gerekiyor. Uykusuna ve rahatına öyle düşkün ki, inatla gözünü açmıyor ama biri şunu durdursun der gibi ağlamayla karışık söylenmeye başlıyor .Gece kalk onun odasına git gel - git gel bende hal kalmayınca buyur bakalım bizim yatağa dedik. Ama beyimiz hiç hoşlanmadı bu işten , babaya bir tekme, anneyi ittir, inip kendi yatağına gitme çabaları.. Sonunda anne ile baba, biri yatağın enine , biri boyuna olmak üzere iki kenarına yattı. Beyimize de ortada kocamaaan bir yer kaldı. Ancak böyle uyuyabilirmiş, kolu bacağı savurup, üstündeki örtüyü ancak böyle özgürce atabilirmiş..
Şimdi diyorum ki içimdeki şüphe boşuna değilmiş. Ne oğlum ne kocam aynı yatakta uyuyan aile modeline uyum sağlayamayacaklarmış zaten.
Bu üçlü arasında sanırım en mutlu benim, uyanıp oğlumun bacağından yada o anda neresi burnumun dibindeyse artık bir öpücük alabiliyor olmak pek güzelmiş. Ama sadece ve sadece bana güzelmiş :)

Paylaş

2 yorum:

elif ada dedi ki...

Ben derim ki bu fırsatı iyi kullan. Doya doya kokla, sarıl, öp bu bıdığı. Yarın birgün kocaman olacaklar ve öptürmeyecekler kendilerini. Sarılıp uyuyamayacağız onlara. Bazen durdurmak istiyorum zamanı

suinci dedi ki...

yaaaa öpmek sarılmak çok hoş yoksa ilerde kıllanacak o bacaklar :)))
tamamda bizde son birkaç haftadır çözemediğim sebepten dört kişi yatıyoruz gecenin bir yarısından sonra :(( işin zevk kısmı iyide doğrumu ? hangi uzman ne diyor diye şöyle bir bakındım herkes farklı bir teori ortaya atıyor.herkes kendince haklı işin ben yüzü en zorlanan taraf oluyorum.yatak yadırgayan bir tipim kızların yatağı kanepe emzirme koltuğu arasında uykular bölük pörçük.:((
umarım arda cık enkısa zamanda düzelir.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails