11 Nisan 2011 Pazartesi

Bu çocuk da kim böyle?

Önü arkası var tabii bu yaşadığımızın, tıkalı bir burun, hafif kırık bir vücut, bir gece önceki uykusuzluk ve bir önceki gün gördüğü çarpışan arabalar..
Açık hava planı ile evden dışarı çıkıp tepemize dolu yağınca sığındığımız yerde yine çocuklara oyuncaklar vardı. Heryerde varlar.. Arabalar uçaklar tepesine binince iki ileri bir geri sallayıp duruyorlar sıpaları.. Annem Arda' yı bindirirken ben de azıcık etrafa bakındım derken, dolu kesildi güneş açtı haydi dedik gidiyoruz.
Hayır dedi Arda, çarpışan arabalara binicem. Onlar senin için büyük , bak abiler ablalar biniyor istersen gel şuradakilere bir kere daha binelim demeye kalmadı ağlamaya başladı.
Ve o ağlama ile ben anladım ki ben terrible two filan görmemişim.
İkna, dikkat dağıtma, başka oyuncaklar hiç biri kar etmedi ve bir kaç dakika sonra aslında ağlama nedeninin sadece bana direnç göstermek olduğunun farkına vardım.
Kucağımda kıvrılan kendini yerlere atan, beni bırak diye bağıran, çığlık atan bir çocuk vardı. Annem şaşkın, ben hiç böyle bir şey yaşamadım diyor, sizin sokakta ağladığınızı görmedim ben filan diyor ..
Bu arada Arda beni bıraaak, gideliiim , bineliiim diye deli divane ağlıyor. Bir an kucağımda tutarak güç mü kullanıyorum diye aklımdan geçiyor. Yere bırakmamla geri koşması bir oluyor. Ama ben bir kere hayır demişim. Gideceğiz demişim. Geri de dönemiyorum. Bir şekilde ağlayarak ve o binayı inleterek arabaya ulaşıyoruz.
Sakinleştirmeye çalışıyorum, hayır dönelim, binelim..Arabaya sokmak koltuğuna oturtmak filan mümkün degil.
Anneme sen bekle biraz diyorum. Arka koltuğa oturup onu kucağıma alıyorum. Seviyorum, öpüyorum, anlatıyorum, bisiklete binmeye gideceğiz bak güneş açtı, kumlar var park var vs.. Susuyor dinliyor.Konuşmam bittiği anda ama uçak kaldı diyor uçağa binmedim ve ağlamaya geri dönüyor. Uçak mı ? Ben çarpışan arabalarda kalmıştım? Kafam iyice karışıyor.
Bir şekilde koltuğuna oturtup eve doğru dönüyorum. Arda hala ağlıyor, hatta böğürüyor diyebilirim..Uçak kaldı uçaaaakkk...Annem arkada konuşma çabasında, yazık.
Eve girdikten sonra da bir süre ağlıyor. Sonra ağlamaktan yoruluyor. Gözler şiş, ses kısılmış, arada susup susup uçak kaldı ama diye büzülüyor dudaklar, tekrar başlıyor ağlamaya.. Aklımıza gelen her türlü değişik şeyi öneriyoruz ama yok.
Sustuğu bir anı yakalayıp Arda' cım ağlarken ne dediğini anlayamıyorum. Bana söyler misin sen ne için ağlıyorsun diyorum. Uçak kaldı ama diyor.
- Uçağa binmek için mi ağlıyorsun Arda?
- Evet
- Ama bana çarpışan arabalara binmek istiyorum dedin annecim.
- Ama onna büyüüü, abiley ablalay için..
- Sen binebilir misin peki onlara? ( emin olmaya çalışıyorum )
- Ben uçağa binceem, dideeliim, uçağa dideliim :( ve tekrar ağlamaya başlıyor.
Tamam diyorum dinle beni.
-Burada yakında bir yerde uçak var. Şimdi seninle gideceğiz. Oradaki uçağa
bineceğiz, sonra da oradan çıkıp pazara gideceğiz. Tamam mı?
-Tamam , helitoptey de vaaay!
-Peki tamam helikopter de var. Ama bir daha böyle ağlamak yok, SADECE uçak ve helikopter , sonra pazar anlaştık mı?
-Anlaştık.
Anlaştık mı acaba gerçekten? Bunu yapmam gerekiyor mu? Yoksa akşama kadar durup durup uçak diye ağlasın ben de bekleyeyim mi? Nedir yani? Oraya gidince bunları unutur mu tekrar krizi başa sarar mıyız acaba?
Bütün enerjim tükenmiş elim kolum düşmüş bir şekilde tekrar çıkıyoruz yola.
Gerçekten de sadece uçak ve helikoptere binip pazara gidiyoruz.
Ama o geçirdiğim bir iki saat beni çok ama çok yoruyor.
Beynim patlayacak gibi çalışıyor.
Çok mu komplike şeyler söylüyorum acaba ikna için?
Aklıma her geleni panikle sıraladım ama acaba henüz 2,5 bile olmayan bir çocuk jetonumuz kalmadıdan anlar mı? Ya da gitmemiz gerekiyordan?
Anlamıyorsa eğer bana nasıl para verelim abiye bize jeton versin diyebiliyor? Her söylediğime bir çözüm ile geri geldiği için ben onun herşeyi anlayabileceği yanılgısına düşüyorum sanırım, evet evet böyle..
Yok hayır..
Peki doğru mu yaptım ben şimdi? Bir saat ağlasın sonra tut başka bir uçağa götür.. Ne bu şimdi?
Üzerinden 24 saat geçti ama benim kötü hissiyatım geçmedi..
Bir kaç ay hatta bir iki hafta öncesine kadar bir şekilde dikkatini dağıtabildiğim sıpanın yerinde, her söylediğime bir cevap veren, kendince çözümler bulan bir cüce duruyor. İnat ediyor üstelik, unutmuyor..
İstemediği bir şeyi yapması için ısrarcı olursam karşıma geçip yapmıcam işte diyor. İşte?
Ben böyle karar verdim diyor . Karar vermek?
Çok fazla sorguluyorum bazen kendimi.
O anda bile milyon şey geçti aklımdan hengisi doğru ne yapmalıyım, sinirime yenilmemeliyim diye.
Bu da fazla belki..
En doğrusu belki benim için doğru olan, içimi rahat ettiren çözüm,,İlla en doğru olanı yapmaya çalışmak da bir manyaklık değil mi yeri geldiğinde? Üstelik doğruluktan kasıt ne? Neye göre doğru kime göre doğru?
Sokakta ağlaması vs umrumda değil, takılmıyorum pek etrafıma, ne derler , kim bakar diye. Ama o kadar totosunu yırtınca, kendime döndüm elimde olmadan,ne yapmalıyım, nasıl yapmalıyım diye..İçim acıdı, boşuna döktüğü gözyaşlarına, boğazını acıtacak kadar bağırmasına..:(
Sonra akşam hastalık arifesine adım adım yaklaşırken, koca kadınsın şu çocuğun kırgın olduğunu, halsiz olduğunu, normalden fazla tepki verdiğini düşünemedin dedim kendime.
Dedim ya hiç böylesini yaşamamıştık. Tutturduğu ağladığı anlar oluyor, olmaz mı? Ama bu kadar uzun bir inatla, bu kadar isteğinde ısrarcı ve net olmamıştı.
Peki sonra ne oldu?
Ne olacak pazar dönüşü anneanne ile girdi mutfağa yemek yaptı, eğlendi oynadı, ne uçak kaldı ne helikopter, geride bir tek baş ağrısını dindirmeyi başaramayan bir anne kaldı :)

Paylaş

4 yorum:

Biranda dedi ki...

Yot yooot, normal bunlar. Ne zaman "ay bizimki cok sakin cocuk, hic terrible merrible diil" desem benzer durumlar oluyor. Bence kendi nazarliklarini yapiyorlar bu veletler. Oyle bakalim olaya, ha Zeynep? Olma mi??

Zeynep dedi ki...

Zaten durup durup aklıma geldi daha bir gün önce senin söylediklerin, hani ben biliyorum bu halleri kardeşimden diye anlatmıştın ya. Ama pek fena oldum, çarptı beni sıpa :)Bu arada Deniz' in yot yoot' u dilime yapıştı pek fena, pek eğlenceli :))

Alyamaya'nın Esra'sı dedi ki...

kesin doğrular yok ki zeynep. her olayda hatta he durumda doğrular değişiyor anneye göre bile değişebiliyor. ben bazen mecburen ağlamasına izin veriyorum. yoks abaş edşlecek gbi değil. ilk bir kaç sefer sinir bozucu olabiliyor ama sonra anlıyorlar ağlayarak istediklerini alamayacaklarını. brde beni çok zorlayacak bişey değilse istediği, bırakıyorum kendi haline, ne isterse yapsın. karışmıyorum. allah hepimize kolaylık versin..

suinci dedi ki...

aman sorma biz onlardan daha bi stresli davranıyoruz sonrada nedeni ortaya çıkınca üzülüyoruz...,

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails