21 Mayıs 2010 Cuma

Çocuk mu oyuncağın hakkını verir, oyuncak mı parasının?

Bir iki gün önce bu çocuğa ne kadar zamandır oyuncak almıyorum ben diye anlatıyordum Evrim' e. Sıkıldığını farkediyorum filan demiştim ama ne alacağımı da bilmiyorum, bulamıyorum diye yakınmıştım. Çocuk aslında herşeyle oynar, ev eşyası bir numaralı oyuncaktır çoğu zaman, biliyorum, ama ben ihtiyaç hissettiği anda  ve doğru oyuncakla buluştuğunda bir çocuğun, çok şey öğrendiğine , tatmin olduğuna da inanıyorum.
Arda' nın bebekliğinden beri onu haftalarca oyalayan, şans eseri doğru seçimlerle alınmış  / hediye gelmiş bir kaç önemli oyuncağımız oldu. Uzunca bir süredir kendini süpürge ve yer silme edavatlarına adayan oğlumun ilgisi yavaştan onlardan da kaymaya başlayınca ben oyuncak boşluğunu farkettim. Tam da bu anda işte Canan- Ozan ikilisi Arda' ya çok şirin bir tamir takımı ile getirdiler.
Kendi ilgi alakası nedeni ile zaman zaman gözetim dahilinde gerçeklerini de ellemesine izin verdiğimiz (http://30dansonra.blogspot.com/2010/02/yarm-saatlik-bir-raf-montaj-nasl.html ), tornavida çekicin bu versiyonları bizde güzel iş gördü diyebilirim :) Hepsi ahşap, sivri yerleri yuvarlatılmış, ne çok ağır ne de oyuncak olduğunu hissettirecek kadar hafifler. Arda bayıldı kendilerine.


Çarşamba günü ise bir baska arkadaşımız şipşirin bu kırmızı arabayı getirdi , hem de bir sürü çekince ile. "Oynar mı? Sever mi? Bilemedim, üzerindeki yaş da 2+ ama " diyerek..Araba uzaktan kumandalı ama Arda önce arabayı ters çevirip kumanda ile tekerleklerini çevirdi. Önce çözdü yani nasıl çalıştığını , sonraki günlerde de oyunu aşağıdaki şekilde devam ettirdi. :)

Bu iki oyuncak önümüzdeki günlerin favorisi olacak diye düşünürken bir kaç ay öncesine dönüp bizi neler oyalamıştı diye düşündüm. Bundan kısa süre önceye kadar burada ve burada yazdığım memory, balık tutma oyunu ve flash kartlar favorimizdi. Memory oyununu eşleştirme kartları gibi kullandık, aynı ve farklı kavramlarını onunla öğrendi. Balık tutma oyunu bize "kaplumbağa" kelimesini kazandırdı, yanında renkleri, el göz koordinasyonunu..Flash kartlar ise renklerin, eşleştirmenin bir arada olduğu Arda' yı çoook uzun sürelerle oyalayan bir oyuncaktı.
Az daha geriye gidince bizimle Karabük yolculuğu bile yapan zıplayan topları hatırladım. Doğumgününde Evrim ve Demir bu oyuncağı bize getirdiklerinde bir kaç ay boyunca bizden ne çok dua alacaklarını bilmiyorlardı. :)  Hayatımızı çok defa kurtarmış, ağlamalarımızı dindirmiştir. Ama tüm bunların ötesinde bir süreci takip etmeyi, izlemeyi öğretti Arda' ya, sabırlı olmayı da :) Henüz yürümüyordu o zaman, kaçan topların arkasından gitmesi gerektiğini anlayınca, yürümeye heveslendirdi onu. Üzerine tutunup ayağa kalkabildiği için, ilk defa bu oyuncağın yanında dengede durduğunu gördük mesela. Topların renkleri, çalan müzikleri vs saymıyorum bile.
Parasını sonuna kadar hak ettiğini düşündüğüm bir diğer oyuncak ise emekleme devresinden önce yine dayımızın görüp bulduğu bu egzersiz arkadaşım isimli oyuncak oldu. Sırt üstü yada yüz üstü yatarak oynayabildiği, ışıklar saçan ve ses  çıkaran bu oyuncağın hala ve hala ayakları ile ayrı gövdesi ile ayrı oynuyoruz.
Oyuncak iyi seçilmesi gereken ve bazen ciddi pahalı olabilen bir kalem. Pek çoğu hediye geliyor, anne babanın seçtiği aldığı oyuncak sayısı sınırlıyken ev birden oyuncakların sizi evden kovduğu bir kalabalığa bürünebiliyor. O kargaşa içinde çocuk neyi seçeceğini, neyi merak edeceğini bile şaşırabiliyor. Erken olduğunu düşündüklerimi kaldırarak, bizim evimizde olmaması gerektiğini düşündüklerimizi bir şekilde ortadan yok ederek kalabalığı engelledik. Bu yukarıda saydıklarım ise bize katkısı olan büyük - hacimli oyuncaklar.
Bu oyuncak mevzuu son zamanlarda çok kafamı kurcaladığı için en son kitap ve boyalarla ilgili durumumuzu da not düşmeden bitiremeyeceğim yazmayı. Hep çok sevdim kitap kalemle ilgili şeyleri, Arda da sevsin istedim, o ise hiç bir zaman çok ilgilenmedi. Hikayeleri dinledi, kitapların sayfalarını çabuk çabuk çevirdi bitsin gitsin diye. Boya , kağıt , kalem favorimiz olamadı şimdilik. Arada kendi alıp baktı, dıgıl dugul okudu ama ben okuyayım deyince ı-ıh dedi gitti. Ama annenin hevesi bitecek gibi değil :) Canı sıkılınca kırtasiye gezen ben, illa birşey bulup alıyorum Arda' ya. Dün akşam da şu gördüğünüz boyaları kaptım geldim, bir de bir adet oyun hamuru.
Benim tospa oğlum ise oyun hamurunun kutusunu açıp " top" dedi! Oyun hamuru tanıdığı bir şey halbuki. Top olmadığını bildiğinden çok eminim. Aldı koca hamuru evirdi çevirdi kendince bir top yaptı attı yere , başladı yuvarlamaya..Hımm dedim topu gelmiş bunun , neyse.
Bir süre sonra hamurdan topla işi bitip, kendisi de dibimde bitince gel dedim bu boyalara bakalım biraz da. Aynen boyalara da top muamelesi yaptık ki bunlar pek bi güzel yuvarlanıyormuş öğrenmiş olduk :)
Neymiş? Çocuk koşmak istiyorsa, ayağını bacağını çalıştıracak, yuvarlanacak birşeyler istiyorsaa hamur da alsan, boya da alsan , o ihtiyacı olanı yapıyor, bir yolunu buluyor, en azından deniyor :)
Anne otursun kendi boyasın boş sayfaları bu şirin şeylerle artık, hak etti dimi?

3 yorum:

ayşegül dedi ki...

pek güzelmiş tamir seti,araba güle güle oynasın tosbacık.
neyi seveceklerinden emin olamadığımız için bi hevesle alıyoruz ama bazen dediğiniz gibi ne çocuk oyuncağın hakkını verebiliyo nede oyuncak parasının.
umarım bu şirin kalemlerde bir gün ilgisini çekip asl işlevleriyle kullanılırlar.Şimdilik iyi boyamalar size :)
sevgiler.

Evrim dedi ki...

Aaaah su plaskool'un egzersiz arkadasimi kadar hic biri hakketmedi parasini herhalde :)) Uc cocuk ayni anda gecti altindan, ustunden :) Cok hayat kurtardi cook...

Bu arada alet takimina bayildim. Bu canan-ozan ikilisi henuz(!) anne baba olmamalarina ragmen bu konuda cok basarili gercekten. Bize gelen de super bir secimdi :)

Mlke-Btkn dedi ki...

Hepsi çok güzel ama ben en çok tamir setinebayıldım çok şirin, güle güle kullansın kuzucuk

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails