Alışveriş Olan Biten etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alışveriş Olan Biten etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Aralık 2011 Pazartesi

Barıştık

Bir heyecan, bir koşturmaca ve bilinmeyenlerin getirdiği hafif bir gerginlikle karışık kalp çarpıntısı var bugünlerde evimizde..
Akşamları ucu hayallere açılan hararetli konuşmalarımızın sonu gelmiyor..
Arda her zaman gördüğünden ve duyduğundan fazlasını hisseder, sanırım tüm çocuklar da böyledir..
Onun topladığı hislerini kocaman kabına doldurduğunu düşünürüm bazen. İçlerinden sevmediklerini ilerleyen bir zamanda ayıklamak ve atmak üzere..
Yorumsuz kaldığı her konuda, cevap vermediği sorularda içeride bir evirip çeviriyordur durumu.. Bir süre, bazen bir kaç gün sonra ya yorumu dile gelir yada süzüp ulaştığı sonucu açıklar birdenbire..
Ama iki hafta önce hiç yapmadığı bir şey yaptı, durduk yere ama gerçekten durduk yere ağladı.
Aynı gün içinde bir tanesi uydurma bir sebep göstererek olmak üzere, bir kaç defa, sebepsiz ve apansız..
Şaşırdım (k), arkadaşlarımız şahittir ki ilk anda anlamadık ama aynı günün akşamı açıklaması kendi ağzından geldi:
 ' Anne hani ben çok ağladım ya bugün, siz hep konuşuyorsunuz, benimle ilgilenmiyorsunuz , öyle diye ağladım!'
Onunla ilgilenmemek? Mümkün mü bu?
Her sorusuna cevap vermek, davet ettiği oyunlara iştirak ediyor olmak, sohbet etmek.. Bunların hiç biri ilgilenmek olarak algılanmamıştı demekki. Günlük temel ihtiyaçlarını tabii ki saymıyorum.
Oyunlara iştirak ediyoruz tabii ama kafamız orda mı?
Ona cevap verirken aklımız uçuş uçuş başka yerlerde değil mi?
İsteklerini yerine getirirken aynı zamanda binbir türlü tilkiyi dilimizde ve kafamızda dolaştırmıyor muyuz?
Evet bunların hepsini yaptık ve o küçücük haliyle buna içerlemiş, bir de sonra toparlamış ve açıklama getirmişti..
İstediğimiz kadar anlatalım, paylaşalım, sarılalım, öpelim, mıncıralım, oynayalım o içeride az biraz hızlı atan kalbimizi hissediyor işte..
Yaptığı açıklamadan sonra özür diledik kendisinden. Zaman zaman anne babaların konuşması gereken yada ilgilenmesi gereken bazı konular olabilir ama bundan sonra bu konuşmaları onun oyun saatinde yapmayacağımızı söyledik, bize sabrettiği için de teşekkür ettik.
O günden bugüne elimizden geldiğince ona ait zamanlardan kendimize çalmadık..Bizim heyecanımızı kafasında somutlaştırması için gereken malzemeleri sağlamaya çalıştık..
Ve sanırım barıştık ..  :)
Bu ay Meraklı Minik' in girdiği her evde yapıldığı gibi bizde de geyikli kurabiyeler yapıldı ama yenmedi..


20 Kasım 2011 Pazar

Uyuyan çocuk iyidir

Dünkü uzun öğle uykusu gece bize 11.30 civari artık ne yapacağını bilemeyen ama uykusu da yeni yeni gelen, vidaları gevşemiş bir çocuk olarak geri dönmüştü. 
Biz alışık değiliz öyle geç yatan çocuğa..
'Ah dostlar biz alıştırdık erken yatmaya' mevzusu değil bu.. Kendisi uyku sever bir bünye de ondan..
Bayram seyran misafir durumları hariç dokuz buçuk - on civarı sızmamış olursa - ki parmakla sayılır böyle geceler - bizde ( ben ve Çağlarda ) ayar kaçıyor. 
Dün gece evde arbede çıkmadan uyudu uyumasına ama bu gece kendisini dokuzda yatağa sokmayı kendimize görev bilmiştik. Neyse ki öğleden sonra kudurmasına olanak sağlayan Nil kızın doğum günü bu akşam daha dokuz olmadan kuzu kuzu yatmasına olanak sağladı..
Uyuyan çocuk, uykusunu alan çocuk, keyifli uyanan çocuk iyidir.. Uykusunu alamamış çocuğun gazabından korkarım ben :) 
Geniş alanı test etmece
 Totosunun bile sığmadığı düdük kadar bir araba ile hız yapmaca
Aynı araba ile balon biçmece, kimselere kaptırmamaca
 Boş anlarda koşmaca, atlamaca, zıplamaca
 Hacıyatmaza kafa atmaca
Pastadan şeker çalmaca
ve şekerleri hüpletmece
'Ve sakin bir keyifteyiz şimdi'  diye bitirecektim ki yazıyı ' Arda uyuyunca da evde ses kalmıyor yahuu, böyle de keyfi yok' deyiverdi koca kişisi.. Eh be kocacım dün akşam kendi kendine bu evde 9'da u-yu-na-caaak diye dolanan sen değil miydin? Ne yardan ne serden derler bu yaptığına..


19 Temmuz 2011 Salı

40+

Kupkuru olmasa da çok kururum ben, cildim illa su ister nemlendirici ister. Kozmetikle aram da öyle ahım şahım değildir. Dönem dönem iyi  gelen, en azından tüm gün ikinci defa krem ihtiyacı hissettirmeyecek markaları kullanmışımdır ama tutarlı da değilimdir çok. Bilmem de, bir soran olsa kakılır kalırım. Çünkü o anda alırken sorup almışımdır ikinciye alırken de kutusu elimde giderim, o koskoca marka isimleri kalmaz aklımda.
Geçenlerde parfümerilerin birinde annem için bir şey ararken gözüme takıldı. Kremleri ayırmışlar 30+, 40+, 50+ diye.
Elimdekiler bitince bu markaya da bakarım diyerek çıktım oradan. Bir süre sonra gittim dikildim 30+ ların önüne,30+ ' um ya ben de :) Anladığımdan değil bakıyorum, kokluyorum. Gecesi, gündüzü yok göz çevresi..  Mağaza görevlilerinden biri geldi. Derdimi anlattım. Klasik konuşma başladı ama bunu kullanırken göz çevresini de kullanmanız lazım, o lazım bu lazım. Yok dedim o göz kaş ıvır zıvır kremleri bende hep çöp oluyor. Ben o eklerini almak istemiyorum.
Ben ayak direyince kız gözlerini yüzüme dayadı, baktı baktııı..
O zaman bu seriyi almayın sizin için hafif kalır, göz kenarlarınızda derin çizgiler var, size 40+ serisinden verelim! deyiverdi.
Kız göz çevresi kremi almıyorum diye bana gıcık mı oldu yoksa gerçekten çizgilerim derin mi diye her yerde aksime baka baka döndüm eve, + 40 larda torbada !!

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails