Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nisan 2011 Perşembe

Tarçınlı Kurabiye

Şu aralar bir toz şeker krizi yaşanıyor bizim evde.
U-nu-tu- yo- ruz.
Kimsenin aklına toz şeker almak gelmiyor.
En az haftada bir kere okula kek börek çörek gönderen biri olarak, çok az da kullansam toz şeker kullanıyorum. Herşeyin içine pekmez vb şeyler koyulamıyor tatlandırmak için.
Mutfağa girip iki adet yumurtayı kırdım ki aa şeker yok!
Saat komşudan almayı, bakkaldan istemeyi de çoktan geçmiş, pudra şekerine bir dönüş yaptım mecburen. İstemiyorum aslında çünkü pudra şekerinin içinde nişasta var.
-yarım bardak pudra şekeri
-2 kaşık hatta biraz daha fazla tereyağı
ve yumurtaları karıştırıp sarı bir krema elde edince de üzerine
-kabartma tozu ve un
koydum.
Şekeri az bunun bari tadı olsun biraz diyerek bir tatlı kaşığı tarçın ekledim. Zaten kullandığım un da mısır unu ve glutensiz un karışımı olunca garip renkli bir hamur çıktı ortaya.
Bari şekli şirin olsun dedim penguen kafalarından kalıp bastım üzerlerine. Pişince penguene benzer halleri de kalmadı, halbuki ben çok eğlenmiştim kalıpları basarken..
Eee şimdi penguenler de gözükmüyor deyip yine bir tatlı kaşığı pudra şekeri ve kakaouyu karıştırıp üzerlerine serptim, ertesi sabah olduğu gibi hepsi okulaaa..
Akşamüstü okuldan bir telefon:
- Zeynep Hanım kaç zamandır anlatacağım unutuyorum, sizin gönderdiklerinizi çocuklara dağıtırken Arda' yı görmeniz lazım. Çok mutlu oluyor!
Benim eteklerim zil çalıyor tabi sevinçten bu arada, Arda' nın evden getirdiği şeyleri paylaşmaktan hoşlanması, herkese vermesi ve bundan mutlu olmasından daha güzeli yok o anda. Bir kaç detay daha alıyorum duruma ait ve hemen arkasından can alıcı soru geliyor:
- Bu son gönderdiğiniz kurabiye ile bir önceki sefer gönderdiğinizin tarifini bize de verir misiniz?
- Ee tabi diyorum hatırladığım kadarı ile yazar gönderirim.
Telefonu kapatınca hatırlıyor muyum acaba diye bir düşünüyorum , hatırlıyormuşum :)
Akşam çantadan da aynı not çıkıyor, lütfen tarifleri gönderir misiniz diye.
O zaman bana da bu uyduruk tarifleri yazmak farz oluyor.
Hem yazıyor hem soruyorum kendime: "Bir gün çocuğumun okulundaki öğretmenlerle kek börek tarifi paylaşacağıma kim inanırdı? "
:)

Paylaş

10 Mart 2011 Perşembe

Çeki düzen, zor düzen, güzel düzen

Yaklaşık 3-4 hafta oldu heralde, marketten temizik maddesi, tuvalet kağıdı, çöp torbası ve benzerleri dışında alışveriş yapmamaya çalışıyoruz.
Bu kuralı karışık ekmek unu almak ve organik soya sütünü denemek için bozdum geçenlerde. Bir de Arda için mısır unundan yapılmış makarna almak için kullanıyorum marketi.
Onun haricinde sebze, meyve, yumurta ve geçen haftaya kadar da sütü Pınar Hanım' dan sipariş verdik.
Hafta başı Arda için pişirdiğim bir bütün ekmeği olduğu gibi kreşe yollamaya başladım.
Dolapta saklayıp ısıtarak veriyorlar, böylece sabah kahvaltılarında yaptıkları yumurtalı ekmek vs gibi şeylerde Arda' nın ekmeği hazır oluyor. Bunun sonucu baktım ki ekmek atmıyoruz artık.
Evde tutup, dilim dilim gönderirken bayatlatıp atıyorduk basbayağı yada buzluğa atıyordum köftede kullanmak için bu sefer buzluk ekmekten geçilmiyordu.
Sebzeyi Pınar Hanım' dan sipariş edip marketten almamak için çaba göstermenin bir güzel yanı daha oldu, daha az yemek israf etmeye başladık. Oradan gelen sebzeleri çabucak tüketmek gerekiyor. Marketten ve pazardan aldıklarınız kadar uzun süre durmuyorlar dolapta. Az az almaya, sebzelikte kalanları farkında olmadan takip etmeye ve siparişlerimizi ona göre vermeye başladık.
Dün akşam da yine Arda için poğaça yapıp okula göndermem gerekiyordu. Açıkçası içine koymak için patates haşlamaya filan da üşendim , dolaptaki kötü olmasına ramak kalmış bütün otları topladım bir araya, maydanoz, dereotu, nane, ne varsa işte, hatta az biraz ısırgan, biraz da peynir, çok acayip bir poğaca içi oldu.
Zaten poğaçaların kendi acayip. Mısır unu, yulaf unu ve taa bir zamanlar çok azcık sipariş edebildiğim soya unundan kalanı karıştırınca rengi kahverengiye çalan , kıyır kıyır bir hamur oluyor. Hah dedim bu içi de koyunca artık yenmez yutulmaz birşey olur.
Umduğumdan çok daha güzel oldular. Pişince ben bir tane yedim. Sabah da her ihtimale karşı Arda' ya tattırdım. Baktım gerisini arıyor, olduğu gibi gönderdim hepsini okula.
Azcık uğraşınca, tembellik etmeyince oluyormuş meğer, uğraşmaktan öte alışkanlık edinmek için çaba gerekiyormuş. Çalışan ve evde temizlik haricinde yardımcısı olmayan bizim gibi bir aile için zor bir düzen aslında bu ama olağanüstü birşey de değil. Şimdiye kadar çoktan yapmamız gerekeni yapıyoruz sadece, tembellikten yapamadığımızı..
Bir de diyorum şu buğdaysız tarifleri hafiften bir köşelere yazsam mı?
Mecburiyet yaratıcılık getiriyor, ama yazmayınca benim her bir kek, börek, çörek birbirinden farklı oluyor :)

Paylaş

14 Ocak 2011 Cuma

Havuçtan sürpriz olur mu? Olur oluur, bal gibi olur..

- Batın batın süpiz detiidim sizeee
veya
- Anneee süpiz vey banaa. Yaa süpiz istooyuummm , bohuhuhu :(
Bu sürpriz konusu neymiş diye azıcık deşince anladık ki, bazı günler sınıf arkadaşlarının anne babaları çocukların çantalarına bisküvi,çubuk kraker, bonibon vs koyuyorlarmış.
Okulun talebi değil bu, öyle bir aburcubur günü yada evden bir şey getirin günü diye bir şey yok okulda. Neden koyulup gönderildiğini de bilmiyorum. Öğretmenleri de birinin çantasından böyle bir yiyecek maddesi çıkınca herkese paylaştırıyormuş. Verirken de arkadaşınız size sürpriz getirmiş diyor herhalde.
Öğretmeni ile konuşunca onun da bundan rahatsız olduğunu farkettim. Gerek yok diyor bu yiyeceklere. "Ama çantadan çıkınca, yada çocuk çantada onun olduğunu bilerek okula gelince illa ki ortaya çıkıyor ve paylaşılıyor. Keşke başka şeyler gönderilse, biber gibi salatalık gibi, yada hiç gönderilmese"  dedi.
Dün sabah biz de havuçları soyduk , ince çubuklar halinde kestik ve okula sürpriz götürdük. Daha doğrusu baba-oğul götürdüler. Arda bundan sürpriz olmaz diyerek itiraz ettiyse de havuçlar çantaya girdi.
Bu sabah Arda' yı bırakırken sormuş Çağlar havuçları yediler mi diye. Çok şaşırdılar demiş öğretmeni :) Ama sonra kıyır kıyır hepsini yediler kalmadı geriye ..
Sevindim mi? Sevindim.
Derdim ağzına hiç çikolata bisküvi koymasın değil. Zaten o kadar çok koruyamıyorum da. Bizim yanımızda da yiyor zaman zaman.
Ama birkaç günde bir az da olsa abur cubur yemesine de içim elvermiyor. Kaldı ki zaten yemekle arası iyi, ben eminim gidip bir ikincisini istiyordur, ki istiyormuş,,
Şimdi acaba bu konuyu diğer velilere bir şekilde duyurmalı mıyım diye düşünüyorum.
Çok mu çıkıntılık etmiş olurum?
Nasıl demeli, nasıl söylemeli acaba?



Paylaş

7 Ocak 2011 Cuma

35 dakikada mutfaktan ne çıkar

Dün akşam, vakit kazanmam lazımdı.
İlk hamle, ertesi akşam biz ne yeriz sorusunu akıldan silmek oldu :) Yesek de olur yemesek de, zaten akşam yemeği benim için olmasa da olur bir öğün.
Peki Arda ne yiyecek?
Dolapta olanlar belli, kırmızı etli biber ve pırasa..Her ikisi de pek çabuk pişer diye sevinirken gözüm Arda' nın okul yemek listesine takıldı. Piramit pasta.! Piramit pasta mı??
Zaten burnu bir çeşme olmuş akan çocuğa mümkün değil bisküvi yediremem. Akşam akşam ne ile yaparım ben piramit pastayı ? Saat olmuş 9, Çağlar yok hani desem ki git bi koşu şunu bunu al. O ihtimal de yok.
Bir hız biberler , bir adet havuç ve patatesi buharda pişmeye bırakıp buzluğun içine daldım.
Annem aklı ile bin yaşasın ki daha önceden fazla pişirdiğim mısır unlu kurabiyeleri buzluğa koy demişti. Onlar çıktı ortaya. Buzluktan sonra bir de erzak dolabını deştim, pirinç unu yok ama hazır çikolatalı muhallebi var. Daha önce zor zamanlar için her bir hazır supangle, muhallebi , sütlü tatlı paketlerinin arkasını okumuş içinde buğday olmayanları çıkarmıştım. Supanglede un var, muhallebi de yok haberiniz olsun :) Muhallebi paketinin yarısını az süt ile çok iyi pişirip içine de mısır unlu kurabiyeleri ufaladık mı buyrun size bir porsiyonluk minik piramit pasta.
Buharda pişen biber, patates ve havuca, zeytinyağında çevrilip öldürülen bir adet pırasayı ekler, blenderdan geçirirseniz buyrun bu da size uydurma çorba, üstelik bol sebzeli. Et suyu yada tavuk suyu ile kıvamını seyreltmek de seçenekler arasında.
Bütün bunlar dahiyane mi? Tabii ki değil . Ama saat kaç olmuş? 9.35!
Bana da , kırmızı etli biberin her türlüsünü yalana yalana yiyen oğluma da yeter :)

Paylaş

10 Ağustos 2010 Salı

Bir yanımla öteki yanım

"Sen büyüyorsun artık, süt de çok azaldı annecim, bu akşam da emelim hadi gel, ama yakında bitebilir süt kalmayabilir, olsun kalmasın benim oğlum bardaktan içebiliyor artık sütünü,değil mi? "
Bu cümlenin sonucunda her akşam iki üç yudumdan sonra memede uyuyan ve biraz kucağımda tutayım da öpeyim seveyim uyurken desem, yatağa yatmak için kendini kucağımdam atan sıpa, yatağa yattığı anda zıpladı."Meme mi veecen?" diye sızlandı, olmaz dedim, emdin demin hadi sen yat ben ninni söyleyeyim. 1,5 saat kadar debelendik, sonunda memeden ümidi kesip başını göğsüme koyu uyudu.
Gece emmelerini çoktandır kesen gece uyansa da su içip yatan o çocuk gitti dün gece, yerine dakka başı uyanıp meme mi istiosun? meme mi emicez? diye sızlanan, ağlayan bir çocuk geldi.
Halbuki bu sadece başlangıçtı..Eylül sonu ufukta gözüken seyehat olmasa daha da ileri atabileceğim,erteleyeceğim bir başlangıç..
Bir yanım hazırlanmalı artık bu fikre diyor, Kasım da 2 yaşını dolduracak. Hatta bunu söyleyen yanım, çok da makul bir süre önce hazırlığa başladığını düşünüyor..
İçi giden, emsin işte 2 yaşına kadar diyen yanım, şu muhtemel seyahat iptal olsa , daha uzun sürede , yavaş yavaş yapsak şu işi diyor..
Hiç alıştırmadan onu bırakıp gitmek memeyi ben yokken unutmasını beklemek, acı vs bir şeyler sürüp iğrendirmek gibi çözümler hiiiç ama hiiiçç bana uymuyor..
Bir yanım öteki yanı ile oturdu bugün sabahtan beri düşünüyor..

Paylaş

1 Ekim 2009 Perşembe

İnek Sütü Alerjisi


Arda' nın yoğurda ve peynire gösterdiği tepki benim gibi süt ,yoğurt, peynir sever birini rahatsız edecek boyutta. Yediği yoğurdun ve peynirin tadını içine türlü seyler katarak yok ediyoruz ki yesin tospa. İyi, hoş, bir yandan elimden geldiğince yediriyorum ama bir yandan da düşünüyorum, anne sütü sona erdiğinde bu yediği üç beş kaşık yoğurt - peynir kalsiyum ve protein ihtiyacını karşılayabilecek mi? Hadi proteini karşıladın et yumurta derken kalsiyumu nereden alacak? Süt içecek diyemiyorum çünkü doktorumuz inek sütüne özellikle de kutu sütlere karşı, içerisindeki katkı maddeleri nedeni ile içilmese de olur diyor, yararından çok zararı var diyor, hem de ben bu inek sütü alerjisi mevzuundan fena halde tırsmış durumdayım. Henüz anne sütü almaya devam ediyor ama bir seneye kalmadan yani 2 yaşına yakın bir zamanda bu soruları cevaplayıp , çözüm bulmam gerekecekmiş gibi geliyor. Sonuç olarak bir süredir soruyorum , okuyorum ne menem bir şeydir bu inek sütü / keçi sütü alerjisi.En sonunda kafamda bir özet oluştu.

İki çeşit alerji türü varmış sütle alakalı, biri inek sütü alerjisi diğeri latoz intoleransı.
İnek sütü alerjisi dediğimiz şey vücudun inek sütü içerisindeki proteinlere reaksiyon vermesiymiş. Diğer süt ürünleri de ( peynir, yoğurt, tereyağı ) benzer reaksiyonlara neden olabiliyormuş ama daha hafif belirtiler verdiğinden genelde alerji süt alınmaya başladıktan sonra ortaya çıkıyormuş.İnek sütü alerjisi olan çocukların büyük bir kısmı 3 yaşına kadar bu alerjiden kurtuldukları gibi, hayatı boyunca süt ürünlerini alamayan kişiler de varmış.

İnek sütü alerjisi bir besin alerjisiymiş ve aslında besin alerjilerinin neredeyse tamamını yapan bir kaç besin maddesiymiş, süt, yumurta,ceviz, buğday, balık, soya ve kabuklu deniz ürünleri..

Genel kural olarak bebeklere 1-1,5 yaşına kadar inek sütü verilmemekle birlikte,
-çok gazlı bebeklerde
-derisinde kızarıklık ve pullanma olan bebeklerde,
-kafasında konak olan bebeklerde ve
-kronik burun tıkanıklığı yaşayan bebeklerde ekstra dikkat gerekiyormuş.

Laktoz intoleransı ise vucudun sütün içerisindeki süt şekerine verdiği bir reaksiyonmuş. Sadece süt değil, süt şekeri içerebilecek olan yine süt ürünlerinden ve süt kreması, süt tozu kullanılan hazır besinlerden de kaçınması gerekiyormuş lajtoz intoleransı olan kişilerin.

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails