Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Uyku etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Aralık 2013 Cuma

Sessizlik diye birşey var mı gerçekten?

Uyku önemli şeymiş..
Bizim gibi uyutmaya değil de uyandırmaya alışık bir anne baba için, evin içinde parmak ucunda yürümek, aman da çıt çıkmasın diye terliklerimizi çıkarıp dolaşmak filan zor iş..
Zaten sessizlik dediğin şey sen dikkat ettikçe bozuluyor, inadına daha çok ses çıkıyor.. Hem de ne ses!
Küçük sıpa zor uyuyor, kolay uyanıyor..
Nasıl uyuduğu, pozisyonu, ağzında emzik var mı yok mu hepsi pek önemli.. Uyanmaması için o kadar çok parametre var ki, neresinden tutsan elinde kalıyor.
Sırtüstü uyumaz.
Yüzüstü güzel uyuyordu, son bir iki gündür ona da kıl.
Yan yatırırsın elini sallar kafasına geçirir, olmadı bütün parmakları ağzına sokar emerken kendi parmak corklatmasına uyanır.
Emziği ağzındaysa ağzından düşünce, ağzında değilse neden ağzında değil diye uyanır..
Uyanır da uyanır işte..
Biz Çağlar ile birbirimize devamlı şşşş demekle meşgulüz. Sessiz ol çocuum lafını en az duyan Arda, yavrum zaten kaç saat evde..
Oynayacak, koşacak, şarkı söyleyecek sonuçta. Bir de arkadaşı geldiyse eve o zaman Can' a sen bu akşam uykuyu unut deyip atıyoruz omuzumuza, büyüklerin oyunu bitene kadar takılıyoruz. Aksi hal işkence çünkü.
Can'ı çocukların sesleri eşliğinde uyutmaya çalışmak ayrı işkence, uyuduktan sonra uykuda kalmasını sağlamak ayrı işkence. Onun yerine arada bir abisi keyifle oynarken otursun birşeycik olmaz deyip devam ediyoruz güne.
Sessiz olmaya gelince..
Yok kardeşim olmuyor.
Sessiz olmak için çocuk uyurken put olup oturacaksın, kitap filan okuyacaksın.
Az evde işimi halledeyim filan dedin mi sessiz kalmak imkansız. Sen parmağımın ucunda yürürken o güne kadar çıtı çıkmayan kapı gacııırrr diye gıcırdar mesela..
Bir bardak su içmeye çalışırsın, bardak ayrı çarpar tezgaha, dolap kapağı elinden kaçar bammm diye çarpıverir.. Şansına hep de boştur sürahi, onu doldurmaya çalışırken damacana fokur fokur fokurdar..
Hadi yemek yapayım, ne sesim çıkacak dediğin anda ise, kesin buzdolabında bir şey devrilir, ihtiyacın olan bıçak diğer bıçakların en altında kalmıştır, tencere dolabı ise yaklaşılmaması gereken en korkunç yerdir.
Bir de Arda'nın odasını toplama mevzuu var ki sanki evin bütün ses çıkaran aletleri orada toplanmış gibidir.  (Evet ben topluyorum odasını. Sabah yatağını azimle toplatıyorum ama odanın geri kalanı savaş alanı halinde kalıyor. 5 yaşında olan ve odasını güzel toplayan çocuk varsa bize de gönderilsin bi zahmet..)
Lego kutusuna takıldın mı zaten daha da fazla uğraşmaya gerek yok.
Ne kadar gürültücü bir oyuncak lego. Eskaza yere filan dökülmeyegörsün, o nasıl bir gümbürtüdür!
Masanın üzerine herşeyi öyle üstüste istifemiştir ki birini alsan geri kalanlar yeri boylar..
Nitekim sessiz olmaya çalışmak, sessizliğin baş düşmanıdır kanımca.
Çocuk uyuken sen de uyuyacaksın, en güzeli.. Sessiz olayım ama bir yandan da şunu yapayım demeyeceksin, nafile çaba..
Uyansın, al yanına, ister tencere çal ister tava .. Mis..
Anne- baba kişisi böyle sessiz olmaya uğraşadursun, çocuğu bir kaç saatliğine bıraktığın anneanne/babaanne evinde mesela televizyon sesi son noktadadır. Yok bu burda hayatta uyumaz dersin, dönersin ki sen gittiğinden beri uyumuş hala kalkmamıştır.
Ya da evdeki büyük çocuk tam da oda kapısının önünden geçerken elindeki oyuncağı bammm diye düşürür yere, veya bando kuruverir mesela bir anda. Sen yerinden fırlayıp da aman evladım, gel başka şey oynayalım demeye koşarsın ama bir bakarsın ki sıpanın umrunda değil uyanmamıştır.
Ohh dalmış deyip terliğinle parkede çıtırdadığın an  kalkar!
Sonuçta bütün evi uykuya yatırmadığın sürece sessizlik diye bir şey yok ama el kadar bebenin uyumak için talep ettiği şeyler pek çok..
En iyisi sal gitsin, kovaladıkça kaçan misali, kovalamazsan o kendisi gelir belki..


20 Temmuz 2012 Cuma

Uyanınca oyalanabilen çocuk aranıyor!

Çok güzel bir yerdeyiz.
Sakin, sessiz, harika manzara ve harika bir deniz eşliğinde iki günümüz var.
Geçen sene suya girmekten özenle kaçınan çocuk bu sene sudan çıkmamak için binbir numara çeviriyor. Ve sabahın kör saatinde uyanıp denize gireceğim diye arbede çıkarabiliyor.
Bu sabah işte bu senaryo eşliğinde bir miktar! sinirlenmiştim, neyse saat 7:30'u bulduk, zar zor.. O saate kadar sabır sınırımızı zorlayarak zapt ettiğimiz sıpayı şimdi aşağı inme zamanı geldi diyerek sokağa saldık.
Ve saat 7:47 itibari ile annenin gölge masada esnemeler eşliğinde manzaranın tadını çıkararak ayılması, sıpa ve babasının kendilerini sulara bırakması ile huzur bulduk.




Bu modellerin sabah uyanıp kendilerini oyalayabilme yaşı nedir acaba?
Hoş Arda'nın hiç bir durumda kendini oyalayabilmesi kolay olmuyor ama sabahlar daha zor oluyor.
Biz oldum olası, çocuktan önce ve sona erken kalkan bir aileyiz. Öyle uzun uykular, öğlen uyanmalar Arda doğmadan önce de olmazdı. Sabahı severiz.
Ama her sabah kurulu saat gibi aynı saatte uyanıp, seni uyandırıncaya kadar anne diyen ve ola ki bir şekilde ' hı' bile desem ' Günaydın anneeciiimmm' diye olanca enerjisi ile bağıran bir çocuk olunca ve bu durum günler ve aylar sürünce insanı zorlamaya başlıyor. Bir de uyku sever olsaydık ne olacaktı acaba diye düşünmeden edemiyorum.
Bıraksa zaten en fazla yarım saat içinde biz kalkmış olacağız. Oysa kendisinin hep bir bahanesi var. Güneş açtı, ben uyandım siz de uyanın. Ama sizin uykunuz yok! Nereden biliyorsa? En favori savı ise ' Ama ben öyle istiyorum!'. Çünkü O istese dünya da durabilir belki de. (Bazen buna yürekten inandığını düşünüyorum.)
Tam tersine bir durum olduğunda ' Ama anne her istediğimiz olmaz!' diyerek beni püskürtürken, sıra kendine geldiğinde ' Ben biliyorum, sizin uykunuz yok' ve ' ama ben her istediğim olsun istiyorum' diyerek kendine yontabiliyor.
Sonuç olarak 3 yaşın sonlarına doğru mantık oyunları ile O bizi yola getirmeye çalışıyor. Her lafa bir cevap, her sava bir antisav filan, hepsine hazırlıklıyız da  en çok sabahları bir yarım saatçik oyalanamamasına darlanıyoruz.  Öyle ki bak öğlen olmuş ben hala sabahın harbini düşünüyorum..
Yarın bu güzel koyu bırakıp İzmir' e doğru yola çıkıyoruz. Çok eski arkadaşlarla buluşup, sohbetin tadını çıkarmaya..
Yola çıkma anına kadar Arda da heralde suyun tadını çıkarakacak, buruşuna ve kırışına kadar..Ne yat diyeceğim ne kalk, kararlıyım..Yarın kör sabahta O'nu suya atmazsam ne olayım! :)


10 Ocak 2012 Salı

Sinirler gerilince doooğru eski albümlere

Sinirlerim çok tepeme zıplayınca eski fotoğraflara bakmak iyi geliyor..
Hele ki sinirimin boşuna zıpladığının farkındaysam, hem kızgınsam hem de içimden 3 yaşındaki bir veledin boyundan büyük laflarına gülmemek için kendimi zor tutuyorsam, o zaman dön bak eski fotoğraflara, şöyle en keyiflisinden olsun, bol kahkahalısından, sakinleş..
Bu resimlere dönüp bakmama sebep ise:
Beşte eve giren bir insan yavrusu saat dokuza kadar puzzle yapar mı?
Hadi abartmayayım, arada yemek yedi, haftasonu istediği ama almadığımız oyuncak bir şekilde aklına düştü (sanırım puzzle larin birinin üstündeki resimden yola çıktı ) biraz ağladı, bir de bisiklet kaskına cam takmamı istedi, çünkü o büyümüş ve büyük abilerin camlı kaskı olurmuş..
Bunlar haricinde kalan tüm zamanda da puzzle yaptı.
Sanki 3 senedir biriktirmiş bütün puzzle aşkını, merakını da bu akşam taşmış artık dayanamıyormuş gibi..
Boz yap, bir daha boz, bir daha yap, hepsini yap yanyana diz halıyı doldur, sonra tekrar boz, tekrar yap..
Hiç bir diyeceğim yok, bana bulaşmadan, en fazla anne bir seyret bak nasıl yapıyorum diyerek bunca saat geçirmesi ohh mis tabii..Arada puzzle üstü resimlerden hikayeler uydurmak, dur filin yanına trenlisini koyalım, o da binsin gitsin misali renklendirmek,.
Buraya kadar herşey çok güzel.
Amaa ya o harcanamamış enerji ne olacak?
Saat dokuzda yatma zilleri çaldığında, normalde uykuya kendi rızası ile giden çocuk, yok uyumayacağım diyecek.. Bir tane daha yapayım, baba bak en zorunu yapalım vs diye uzayan diyaloğu bu son, bunu da yap yatıyoruz diye keseceksin, o devam edecek:
' Yok bunu yapalım sonra bir tane daha yapalım sonra yatalım.'
Cebren ve hile ile pijama giydirip yatağa sokmak çözüm olmayacak,' bu pijamayı sevmedim, ötekini giyelim, ama ben bununla rahat edemedim, ama yok kaşındım.. ' diyecek. Sanki her akşam başka pijama giyiliyor da bu giydiği kaşındırıyor beyimizi..
Artık sesim yavaş yavaş yükselmeye başlamışken ve o yüzüme artık kızdığımı anlayan kocaman bir çocuk gibi bakıyorken, git o zaman değiştir pijamanı dememle, ama anne ben çıkarabiliyorum da daha giyinemiyorum ki, ne yapıcaz şimdi deyecek ve ben gülmeye başlayacağım böylece işler iyice çığrından çıkacak..
Olacak ve olan bu..
Şu an saat 11 itibari ile yeni uykuya daldı. Bana bir kitap babasına bir kitap okuttu. Pijamasını değiştirdi. Her ikimizi de yatağa yanına soktu, yani bütüün istediklerini bir bir yaptırdı ve uyudu..Üstelik babasını da uyuttu..
Bana da kalkıp sakinleşmek için yazdan kalma resimlere bakmak düştü.


Halbuki ben bu akşam bir iki bölüm House izlemek istiyordum,,
Puzzle ve uykuyu bahane edip sinirlenmeme neden olan , içimi sıkan şeyi ve günün tatsız haberini çitlediğim çekirdeklerle çöpe atmak istiyordum,,
Bu saatten sonra ise bu gülen suratlarla sakinleşip ancak uyurum,,





24 Aralık 2010 Cuma

Hiç Uykum Gelmedi

Dün gece hediye arabalar ve misafir aşkına uyumayan sıpayı bu kitapla uyuttum. İlk defa okuduğumuz bir kitaptı.
Bu kadar etkili olacağını düşünmemiştim. Uyumayı hiç sevmeyen Ali' yi anlatıyor. Uyumamak için önce su içiyor, sonra oyun oynuyor sonra bir sürü kitap okuyor. Ama en sonunda oyuncakları bile yoruluyorlar oynamaktan. Bir bölümünde "oysa Ali bilse ki geceleri herkes uyur, anneler, babalar, kuşlar, tırtıllar .." diye başlayan bir paragraf var ki sanırım asıl etkili burası oldu. Kitap bitti, Arda yattı ve uyudu, yada pili bitti, bilmiyorum :)



Paylaş

26 Ekim 2010 Salı

Can sıkıntısı ve muz kabuğuna çareler..

Büyüdükçe uykuları azalıyor ya bu modellerin, saat 21.30 u gösterdiğinde bir yatma(ma) mücadelesi başlıyor ya hani... En azından bizde başlıyor. Çok açık ve net uyumayalım diyor, "uyumat istemooyum!" . E peki ne yapacağız uyumazsan?
Uykusu olmayan insanı zorla uyutmak da garibime gidiyor, yanlış yapıyorum gibi geliyor ama o saatte uyumazsa eğer sabahları bu sefer uykusu olan çocuğu uyandırmak gibi daha da garibime giden bir şey yapmak zorunda kalıyorum.
Bazen o kabul ediyor e hadi uyuyalım madem deyip kapatıyor ışıkları, bazen biz hadi yarım saat daha otur o zaman diyoruz ama işte o yarım saati bile doldurmak gerekebiliyor ya zaman zaman..
Dün akşam da böyle doldurduk son yarım saatimizi, şişe süsleyip , o şişeye de fırçalarımızı koymaya karar verdik.
Biz diyorsam da yanlış anlaşılmasın, evdeki bütüüün kararları o almak istiyor ya hani bu aralar ,, öyle işte :) 




Paylaş

15 Şubat 2010 Pazartesi

...

yNe görmüş olabilirsin rüyanda?
Oyuncağını mı aldılar elinden? Yoksa uzattıkça uzattın parmağını da, bu anne olan şahsiyet ama o pis, onunla oynanmaz diyerek kapıcı amcanın sopalı süpürgesini mi vermedi sana?
Mamanı mı aldılar önünden? Çok tatmak istedin de vermedik mi bir parça acaba?
Yoksa koşuyordun da birden yuvarlandın mı yere?
Defne mi zıpladı tam burununun dibinde , hadi dedi çekeledi elinden, sen de onun kıvırcık saçlarından.. Derken kapıştınız mı azcık ?
Yoksa ses sisteminin düğmesini dur aman demeye kalmadan sonuna kadar açtığın mı geldi aklına?
Ne korkuttu seni acaba?
Uzun değil ama çok içli ağladın dün gece, dudağını büze büze, gözyaşlarını damla damla dökerek yanaklarından..5 dakika bile süremedi belki ama annenin içi gitti işte.. Sonra sen huzurlu uykuna döndün, anne huzursuz gecesine..
Uyku girmedi gözüne, bir daha görür mü kabus acaba? Yine fırlar mı yatağından diyerek döndü döndü saatlerce..
Ne neşeli yatmıştın oysa yatağına, gülücüklerle uykuya dalmıştın.
Ne korkuttu seni küçük tospam, bir söyleyebilseydin keşke..

29 Aralık 2009 Salı

Dün gece ilk defa Arda teyzesi ile oturdu biz de dışarı çıktık. Mecbur olmasam heralde yine gitmezdim ama sonu yok bunun. Mecbur kalınanlar, gitmezsen olmayacaklar illa oluyor, daha da olacak.

Daha önce bir kere de babaannesi geldiğinde gitmemiz gereken bir yer vardı , gece geldiğimizde oturuyorlardı babaanne torun.. Bu sefer de en kötü öyle olur diye düşünerek çıktım evden ama Arda kuzu sorunsuz uyumuş, gece de hiç kalkmadı. Hani demedi ki yatarken anne baba yoktu geldiler mi, nerdeler :) Sevinmedim desem yalan olur..

Teyzesine alışık olmasına ve teyzesinin de ona hep stabil bir ortam sunmasına bağlıyorum huzurunu. Ne de olsa anneanne  ve babaanneler bizde misafirler ve geldiklerinde normal olarak günlük rutin bozuluyor. Ama teyzesi ile aynı rutinin içine bir de gece uykusu eklemekte hiç zorlanmamış Arda.

Annesi de çok uzun zaman sonra bir nefeslendi, hatta biraz şımardı bile..

23 Eylül 2009 Çarşamba

Uyku uykuuu

Yatır kaldır yöntemi birkaç gece işe yarasa da sonra başa sarıyoruz. Benim iradesizliğim midir nedir bilemiyorum ama 11. ayımızda hala gece emiyoruz, mutlu mesut uykuya geri dönüyoruz..ne yapacağız nasıl yapacağız bilemiyoruz..

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails